murat 的个人资料MyGë¢ë Kµ§µ照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
Düş Sokağı Sakinleri - Sevdan Bir AteşSenin alev gözlerin Eritse şu ruhumu Buz olur kesilirim Yanarken içim Sesin bir uçurum Çağırırsa beni Kuş olur uçarım Yanarken içim Sevdan bir ateş oldu bende Gönlüm bir deli coştu sende Saçların rüzgarından Savururken gönlümü Sürgün olur göçerim Bu diyarlardan Kime dokunur ellerim Kimi görür gözlerim Ölüm çıkar karşıma Yine sen derim Sevdan bir ateş oldu bende Gönlüm bir deli coştu sende
Düş Sokağı Sakinleri - Kan Revan İçindeyimBağışlayın beni sevdalarım Kendimi parçalara ayıramadım Alın gidin korkularımı Saçlarımı ellerinizle okşayın Hiçbir ayrılık yeniden yaratmıyor artık beni Alın gidin korkularımı Saçlarımı ellerinizle okşayın Ve bütün ayrılıklar sabah olunca alıyor nefesimi Kan revan içindeyim gönlümün derdindeyim Yerlerin dibindeyim kurtar ne olur Kanrevan içindeyim yarimin peşindeyim Cennetin izindeyim kurtar ne olur Aşk ağır yükler bindirdi küçülen omuzlarıma Kalplerinizden kaçtım hep Varıp gittim en karanlıklara Yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma Cehennemden düştüm hep benihiç görmediler Yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma Seviştim ve yoruldum varıp gittim en yanlızlıklara Kan revan içindeyim gönlümün derdindeyim Yerlerin dibindeyim kurtar ne olur Kan revan içindeyim yarimin peşindeyim Cennetin izindeyim kurtar ne olur
Söyle, sen...Sen, yalnızlığa inat bütün bir geceyi, sevgilinin düşüyle geçirebilir misin?
Gelmeyeceğini bile bile, sanki her an kapıdan girecekmiş gibi gözünü kırpmadan sabaha kadar bekleyebilir misin? Bugüne kadar ne yaşadıysan yaşadın. Bunların hepsinden sıyrılıp, özünü asla yitirmeden yeni bir kimlikle başka dünyalar kurup yeni hayatını mutlu kılmak için uğraşabilir misin? Yağmurun altında aklında sevgilin, dudağında onu anlatan bir şarkıyla mırıldanarak saatlerce yürüyebilir misin? Oysa herkes kaçmaktadır yağmurdan. Seni ıslatanın aslında yağmur değil aşk olduğunu anlayabilir misin? Yüreğini cesurca açıp, bazen ağlamayı, bazen ümitsizce beklemeyi, bazen öfkelenmeyi ve herkesin huzurlu olarak nitelediği sakin, beklentisiz, sürprizlere kapalı hayatını terk etmeyi göze alabilir misin? Nefes almanı zorlaştıran, yüreğinin yerinden fırlayacak gibi çarpmasına neden olan, hoş ama zaman zaman da sıkıntı verici o heyecanı, saklamaya ya da azaltmaya çalışmadan her zaman taşıyabilir misin? Özlemin, küçücük bir kordan, kentleri yakacak kocaman bir yangına dönüşmesine izin verebilir misin? Elde ettiğin her şey senin olsun. Sen yarın için hayal kurabilir misin? Arzuladığın sevgiliye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edebilir misin? Bunu yaparken bazılarının sana "aptal" deme riskini göze alabilir misin? Hiçbir şey düşünmeden, sadece o anı yaşayıp yüreğini, beynini, bedenini coşkunun ve hazzın kucağına teslim edebilir misin? Nerede olduğunu, kim olduğunu, kimlerle olduğunu unutup, sıyrılıp kaygılardan dans edebilir misin saatlerce? Hem kendini hem sevgilini hatalarıyla, değiştirmeden kabul edebilir misin? Her güne yeni bir isim verip başka başka anlamlar katabilir misin? Hiç kimsenin görmediği güzellikleri fark edebilir misin? Ruhuna ihanet etmeden, sadece yüreğinin sesini dinleyerek ve yüreğin sana "o" dedikçe onun izinden gidebilir misin? Olurda bir gün....Olurda bir gün biterse bana olan askın, olurda gitmek istersen..
Ve ben ısrarla "Neden" diye sorarsam sakın bana "Seni sevmiyorum artık" deme. Dürüst olma istemiyorum bahaneler bul yalanlar uydur. Beni suçla mesela deki "Her seyin sorumlusu sensin…" Yemin ederim itiraz etmem sana. Her seyi çekerim sineye her seyi kabullenirin. Sadece beni sevmedigini duymaya dayanamam ben. Bunu söyleyecegine öldür daha iyi emin ol canım daha fazla yanmaz… Gitmek istersen sakın "Bir baskası var" deme bana. Varsa öyle biri sakla kendine ben bilmek istemiyorum. Bir baska elin sana dokundugunu bir baska kolun seni sardıgını... Bir baska dudagın seni öptügünü düsünmek delirtiyor beni. Bir baskası var dedigin an korkarım tepkimden.... Korkarım yapacaklarımdan. Bu yüzden mesela deki iliskimiz yoruldu dinlendirelim… Bu en basit bu en kanılmayacak bahaneye bile kanmaya hazırım ben. Gitmeyi kafana koyduysan eger Ve... Artık hiçbir sekilde heyecanlandıramıyorsam seni haber vermeden git... Bir sey söylemek zorunda degilim. Bırak merak edeyim bırak yollara düsüp seni arayayım. Bulamayınca kadehlere sarılayım aglayayım. Ama yeterki duymayayım, Artık beni gördügünde ellerinin terlemedigini, dizlerinin titremedigini. Gerçek her zaman en iyisi degildir.... Ve ben her gerçegi kaldıracak kadar güçlü degilim. Bakma öyle göründügüme konu sen olunca en zayıf en aciz halime bürünüyorum. Seni kaybetmekten deli gibi korkuyorum. Bıktıysan benden ve topladıysan esyalarını ben görmeden git. Gizlice ve sessizce… Gidisin bir yıkım yaratmasın bende. Tanık olmayayım, geldigimde göreyim gitmis oldugunu. Gözümün içine baka baka " Hosça kal "demeni istemiyorum. Yüz yüze bir veda bana göre degil. Kaç istersen bir hırsız gibi. Uzun bir tatilde bir daha geri dönme. Bir not bile bırakma senden sonra onu okumak bile agır gelir bana. Gitmek istiyorsan eger sakın agırdan alma hemen git. Beni oyalayıp biraz daha alıstırma kendine. Kesin olsun gidisin dönüslerden arınmıs olsun. Bana senden geriye hiçbirsey kalmasın. Hiç yasanmamıssın hiç benim olmamıssın gibi… Anılarla basederim ben merak etme... Yürek Ağlar...Belki de sonsuzluk düştü yüreğime
Belki de yalnızlığın acısı Bilmiyorum içimde nefretin izi var İnanmak istemiyorum kendime bedenime Ve de beni bu hale koyan yüreğime İçimde bi ses bana çık uç diyor Kaybol bu sevgisiz dünyadan Gene de düşünüyorum beni bu dünyada Tutabilecek bi şey olmalı Gözyaşı kadar gerçek, yağmur kadar Güzel olmalı Şöyle küçük olmalı yüreğimin içine Sığacak kadar İçimde nefretle sevginin savaştığı bi Arena var Sorun içimde var olan bi şey hiç duyulmamış Bi şey bakıp da göremediğim ama hissettiğim bi şey Gece olur yine gözlerim ıslanır Ve yine yüreğime iner beni yıkan o damla Gözyaşı bir damla kan gibi işler içime Ve bir kere daha ölürüm Leylâ İle Mecnûn...Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz. Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder: "Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni." Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar. Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir. Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür. Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır. Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder. Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz. Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler; "Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez." Der, kabri kucaklayarak ölür. Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında, Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki: "Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular." Kabul et beni ey sevdalı..Kabul et beni ey sevdalı yağmur,
Yüreğimin kanayan yarası Hala sızını hissediyorum içimde Benim ateşim Benim dumanım Sevdalı yüreği hüznümün Kabul et beni bir gece koynunda uyuyayım zalim yar Sonra kapat kapılarını, Vur gidişlerin hançerini sırtıma Bir başıma kalsam da gece şarkılarıyla Cam kesiklerine benzese de acılarım Ey sevdalı yağmur Her şeye inat içimde yaşatırım seni Benimsin işte ! Her nerde olursan ol Benimsin ey sevdalı yağmur… Saçlarını ıslatan bir yağmurla konuştu hüzün. Bulutlar tam gözlerinin hizasındaydı sevdanın. Her birinde dünya saklı damlacıklarda yıkanırken ruhlar, yüreklerdi dillenen. Hüzün “aç”tı sevdaya, hiç doymamacasına ıslandı, ıslandı, ıslandı… Kol kola girdiler şüphe etmediler birbirlerinden hiç. Her mevsim çiçekler açardı hüznün eteklerinde, her gece yıldızlardan taç yapar saçlarına iliştirirdi sevdalı yağmur. Yüzü temiz kalbi temiz, ne masum ne güzel düşlerdi yarınlar. “ Seni terk eden delidir” derdi sevdalı yağmur hüznün güzel gözlerine bakarken. Birden karardı dünya, neden… Bir çığlık yükseldi hüznün yüreğinden, sesi deniz aşırı ülkelerde yankılandı. Tek odalı yüreğindeki göçün hikayesi başladı hüznün. Yangın yeriydi yüreği, aşkından uzağa saldı kalbini. Tüm gurbet kuşlarını uçurdu sevda ülkelerine. Sancılı ve kederli günler yazılmıştı alnına. Neden ? Kendini müziğe bırakan her gecenin ardı güneş değildi artık. Varlıkla yokluk arasında gecenin sessizliği çöktü sevda bulutlarının üzerine. Saman yolundan geçti ay ışığı bembeyaz geceliği ile. Yakamozlandı denizler, mehtap serildi sevdanın ayaklarına; kişiliksiz dişiliğinin dekoltesi ile. Heyecanla coştu, delice mehtabın güzelliğine sarıldı sevda. Hüzün boynu bükük izledi kuraklığı. Boşlukta sızladı parmakları, üşüdü. Duyguların allığı silinirken yanaklarından, diri diri çamura gömüldü güzel ve masum düşleri. Her gece aklını unutturan titreyişleri ile mehtaba aktı sevdalı yağmur. Her gece bin kere öldü hüzün, yine de atamadı kalbinin derinlerinden sevdasını. Mehtap aşağılayıcı gözlerle süzdü sevda yağmurunda sırılsıklam olan hüznü. Sevda hovarda yüreği ile sundu damlalarını mehtaba. Her damla düştüğü yeri bileyledi. Öyle sarıldılar ki yakamozda birbirlerine. Düne ait hiçbir şeyi hatırlamadı sevdalı yağmur. Özlemle beslenen siyah bir gonca açıldı gecelere ilk güneşte solmak üzere. Hüzün besledi köklerini, hayat törpüledi dikenini, kim yaklaşsa kanadı yüreği. Sevdayı her anışında bir kaya düştü sırtına o vakit, hüzün günden güne ezildi. Minik bir kız çocuğunun masumluğuna patik ördü kelebekler. Hüzün; duydu, sevdalı yağmurun kızı güneş doğacakmış yakında. Akıl almaz bir gece dansından arta kalan bir yavru, düşlerini yıktı hüznün. Aşk için hazırdı oysa… Gözyaşı tomurcukları her dem taze kaldı kirpiklerinde. Kahrolası bir çöl fırtınasına karıştı siyah gül. Sevdanın göğsüne çarptı. “Babacığım göğsün toz olmuş” dedi güneş. Hüzün nefessiz kaldı, yüreği kanadı. Susuz kalan saçlarını kesti elleri, ağlamaktan çürüyen yanakları hala güzeldi. Kaybolmuş gecelerde herkese yetecek kadar yalnızlığı vardı. Oysa sadece bir gece sevdalı yağmurun koynunda uyumaktan başka bir düşü yoktu hüznün. O günden beridir; bir kardelen hülyası ile açtı hüzün her sevdanın yüreğinde. Gül yüzlü sevinçleri özlerken iri gözleri, kıpır kıpır umutları terk etti yüreğini. Hercai kokulu sevdalı yağmurla göz göze gelmedi hiç. Şair sevdalı yürekler hep hüznü yazdı kavuşmaların kucağında. Hiç vuslat olmadı kaderinde ama vermedi son nefesini. Gencecik umutlar yıllandığında o gün gelecekti. O gün geldiğinde, herkes sevdalı yağmurun koynundaki hüzünden bahsedecekti. Tan "Neler Neler"Sığınacak başka kimim var Gecemde gündüzümde sen Senin için atan yüreğimin Yangınını bi bilsen Neler neler neler neler Neler yaşatıyorum Neler neler neler neler Neler ne savaşlar veriyorum Neler neler neler neler Neler gözümde büyütüyorum Neler neler neler neler Neler ne hayaller kuruyorum Allahım yardım et Yardım et ölüyorum Bu benimki yol değil Kendimi biliyorum Mışıl mışıl uyuyor Duygu nedir bilmiyor Bense böyle her gece Kendimi yiyiyorum Neler neler neler neler Neler neler neler neler... Aslı güngör - kalp kalbe karşıUyandım birden seninle Gece üçü bulmamış Bir bulut durdu gözümde Hasret bize uymamış Kalp kalbe karşı derler Sende üzüldün mü Ay bile çeker gider Geceyi düşündün mü Yalnızlık bende saklı Çıkmaz bir an dışarı Elimde bir fotoğraf O şimdi burda olmalı Kalp kalbe karşı derler Sende üzüldün mü Ay bile çeker gider Beni hiç düşündün mü Sensizlik bende saklı Çıkmaz bir an dışarı Elimde bir fotoğraf O şimdi burda olmalı... Baris Akarsu "Islak Islak"Gecenin nemi mi düşmüş gözlerine? Ne olur ıslak ıslak bakma öyle Saçını dök sineme derdini söyle Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle Sürerim buluttan tarlaları Yağmurlar ekerim göğün göğsüne Güneşte demlerim senin çayını Yüreğimden süzer öyle veririm Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım Ben feleğin tekerine çomak sokarım Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle Ne olur ıslak ıslak bakma öyle Sürerim buluttan tarlaları Yağmurlar ekerim göğün göğsüne Güneşte demlerim senin çayını Yüreğimden süzer öyle veririm Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım Ben feleğin tekerine çomak sokarım Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle Ne olur ıslak ıslak bakma öyle Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle Ne olur ıslak ıslak bakma öyleeee Mirkelam "elma değil ayva"zor zor işlermiş zar bir bir gelmiş tan ağarırken ten ister seni biz gelince hep burdayız adı kaybedenler kulübü tıklım tıklım ağzına kadar dolu kaybedenler kulubü dur dedi bekçi baba benim bu aldığınız hava adem döndü sonra havva'ya ''hımmmm.. ne güzelmiş bu elma'adem bir müddet düşündü sonra elma değil bu yediğimz galiba... ayvaaa ey aşk nerdesin? güzel yerdesin... sen heryerdesin... tamam da nerdesin? Yakılacak Mektup...!Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum.. Adresini çoktan unuttum.. Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Ne yaptıysam seni mutlu edemedim. Oysa bir kemanım vardı. Birde sen.. Acımadın ezdin beni, üzdün.. Hiç anlamadın!! Yavrusuna yanan bir baba gibi içime gömdüm depremlerimi Ceketimi alıp gittim Derin derin iç çekişim bu yüzden İnadına suskundum oysa.. İnadına vurgun.. Geç uslandım.. Sen göremedin ama.. Altı mosmor gözlerimle ıslandım.. En çok istavriti severdin Sıkıp limonu maydanoza Şaraba vururdun hani Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni Deniz kıyısında kumsallardaki ayak izlerinde Kırılan hayallerim, Ümitlerim Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında.. Daha bir mutluyduk o günler.. Herşeye rağmen özgürdük.. Kitap alacak paramız olmasada Ucuz tütün içsekte o zamanlarda.. Pahalıydı düşlerimiz.. Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı Kanayan dikenli bir gül misali Saçlarına taktığım Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani Ki her notası hayatla yüzleşmenin ve ödeşmenin katranı Hatırlarmısın parasız kalmıştık da bir gün Kardeşinin kumbarasını boşaltıpta konsere gitmeyi hayal etmiştik.. İmzasını almıştık hayalimizde sevdiğimiz sanatçının Birlikte fotoğraf çektirmiştik Bir şişe gazozu Ve bir kaşarlı tostu bölüşmüştük Hey gidi günler hey.. Az mı şiir yazdık ders kitaplarına Otobüse biletsiz mi binmedik Komayamı girmedik her fener maçında Şimdi hüzün akşamının yorgun penceresin de Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık Ne kemanım var yanımda Ne de sen varsın.. Mevsimlerden hüzün bana hergün Aylardan pişmanlık ve karanlık.. Sen ki bu mektubu saklayacaksın.. Öpüp öpüp koklayacaksın belki.. Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin.. Ah benim eski türküm.. Ah benim hazin öyküm.. Yanlışım.. Yanılışım.. Seni hiç üzer miyim.. Ben bu mektubu defalarca yazmış, Defalarca yakmışım..! |
|
|